19 Eylül 2012 Çarşamba

Okulun ilk günleri


Anne-babalar olarak çocuğunuzun uzun seneler boyunca içinde yer alacağı eğitim maratonuna başladınız. Okulun ilk günleri, merak içindesiniz. "Çocuğum okula alışacak mı?", "Arkadaş edinebilecek mi?", "Öğretmenin kendisine anlattıklarını anlayacak mı?", "Ya sınıfta derdini anlatamazsa?"

Sorularınız ve endişelerinizde çok haklısınız. Ama artık çocuğunuzun büyüdüğünü ve yeni bir sosyal ortamının daha olduğunu kabullenmeniz gerekiyor. Okulun ilk günlerini en az sıkıntı ile atlatmak için yapabileceklerinizi şöyle sıralayabilirim:

-Öncelikle çocuğunuzu anasınıfına/anaokuluna başlattığınız için kendinizi tebrik edin. Çünkü okul öncesi eğitimi henüz tüm Türkiye çapında zorunlu hale getirilmedi. Çocuğunuzun anasınıfına gittiği bu bir yılda elde edeceği kazanımların; hem ilkokul, hem de daha sonraki yaşamında ne kadar önemli ve işe yarar olduğunu fark edeceksiniz.

-Çocuğunuzun okulla ilgili kaygıları varsa, bunları konuşarak ortaya çıkarın. Okul büyük olduğu için kaybolacağını düşünüyor olabilir, tuvaletini tek başına yapamayacağını düşünüyor olabilir, okul saati bittiğinde sizin onu almayacağınızı düşünüyor olabilir, okula başladığı dönemde kardeşi olduysa sizin bebekle (ve o okulda iken) başbaşa geçireceğiniz saatleri kıskanıyor olabilir vb. Sebebini bildiğinizde kendisine daha kolay yardımcı olursunuz.
Korkularının ve kaygılarının üstünü örtmeyin, bu duyguları küçümsemeyin. Kendi okul yaşamınızdan örnekler vererek bu türden duyguları yaşamasının doğal olduğunu vurgulayın. "Biliyor musun ben de okula ilk başladığımda hep okulda kalacağımı zannedip korkmuştum." gibi.

-Baskın olan duygu ayrılık kaygısı ise ve sizden ayrılırken ağlıyorsa;
*Evde yapmanız gerekenler:
Evde çocuğunuzla konuşun. Okulun çocuklar için olduğunu, okul saatinde sizin okulda kalamayacağınızı ancak okul saati bittiğinde kendisini mutlaka alacağınızı, hiçbir çocuğun okulda kalmadığını söyleyin. Çocuğunuzla anlaşma yapın. "Okulda ağlamadan ayrılırsan çıkışta parka gidebiliriz/sana çikolata alabilirim/evde birlikte kitap okuyabiliriz." gibi hemen uygulayabileceğiniz birkaç öneri sunun. Kararı birlikte verin.



*Okulda yapmanız gerekenler:
Okulda öğretmenin yönlendirmelerine mutlaka uyun. Öğretmen kendi eğitim anlayışına bağlı olarak öğrenci ağladığında sizin sınıfta kalmanızı isteyebilir ancak sınıfın dışında bulunmanızı da isteyebilir. Sınıf ortamında öğretmenin kurallarının geçerli olduğunu, onun kararlarına uyduğunuzu çocuğunuza gösterir ve hissettirseniz çocuk da bu otoriteyi kabullenmekte zorlanmayacaktır.

Evde anlaşma yaptınız ve anlaşmaya uyacağı konusunda söz aldınız ancak okulun kapısında çocuğunuz gözyaşlarını koyverdi, işte bu an çoğu annenin yelkenleri suya indirdiği andır. Sizin için her ne kadar zor olsa da lütfen kararlı olun ve net bir biçimde çıkışta almaya geleceğinizi söyleyerek ayrılma sahnesini kısa kesin. Siz ağlayan çocuğunuza sarılıp vedalaşma anını uzattıkça bu onun işine gelecek ve her gün aynı olayın tekrarlandığını göreceksiniz.

Çocuk anneden ayrılmakta zorlanıyorsa bir başka yol olarak çocuğun kolay ayrılabileceği baba/dede/teyze/hala gibi başka bir yakınıyla gelmesi de düşünülebilir.

Başka bir çözüm yolu olarak çok sevdiği bir oyuncağını yanında okula götürmesini teklif edebilirsiniz.  Tabi öğretmeni de bu konuda önceden bilgilendirmeniz şartıyla. Okulda kendine ait bir eşyanın bulunması kaygılarını azaltabilir.

-Çocuğunuzun değil de bir anne olarak sizin ayrılıkla ilgili kaygılarınız varsa (evet bu da çok doğal ve karşılaşılabilir bir durum) bunu önce kendinize itiraf edin :) Ev hanımı bir anne iseniz, çocuğunuzun doğumundan itibaren birlikteyseniz, yaz tatillerinde akrabaların yanına göndermek gibi durumlar olmadıysa siz de çocuğunuzla böyle bir ayrılık yaşarken zorluk çekebilirsiniz. Kendinize çocuğunuzun büyüdüğünü, onun da yeni bir sosyal çevresinin olacağını telkin edin.

-Bunun dışında da çocuğunuzu okulda ne yaptığını/ne yapacağını merak ediyor olabilirsiniz. Ama çocuğunuzun okul hayatını görmek için lütfen biraz sabredin. Önce öğretmenine, arkadaşlarına, sınıfa ve kurallara alışsın. Daha sonraki bir zaman için öğretmenle konuşarak belki bir sınıf etkinliğine katılabilir, çocuğunuzu sınıf ortamında gözlemleyebilirsiniz. Dediğim gibi okula adaptasyon süreci bittiğinde. Bunun da ne zaman bittiği öğretmenin takdiridir.

-Okuldan çıkışta yaptığınız bir anlaşma varsa bu anlaşmanın maddelerini hemen uygulayın. Söz verip bunu geçiştirmeniz çocuğunuzun hayal kırıklığına uğramasına sebep olabilir. Bunu yaparken de mutlaka açıklamasını da yapın. "Benden ağlamadan ayrıldığın için çok mutluyum, bu yüzden konuştuğumuz gibi parka gidiyoruz." gibi.

-Çocuğunuza günün sonunda okulda neler yaptığını sorabilirsiniz. Ancak her çocuk farklıdır ve bu konuda konuşmak istemeyebilir. Okulda yaptıklarını neden anlatması gerektiğini bilmediği için, konuşmaktan hoşlanmadığı için, okulda yaptıklarının hangisini anlatacağını bilemediği için sorularınızı geçiştirebilir. Belki sorularınızı basitleştirebilirsiniz. "Bugün okulda neler yaptın?" (genel bir soru) yerine "Bugün okulda hangi şarkıyı öğrendiniz?" gibi.

-Okulun ilk günlerinde yaşanabilecek olumsuz olayları (yere düşme, çarpışma, bir arkadaşının vurması, elinden oyuncağının alınması vb.) şikayet ederek anlatma eğiliminde ise, kendisini dinleyin ve çözüm yolları üretmesi için ona yardımcı olun. Bir sorunu ya da sıkıntısı olduğunda bunu onunla paylaşması gerektiğini (bu kişi öğretmeni de olabilir, arkadaşı da olabilir),  diğer arkadaşlarının da okul kurallarını yeni öğrendiğini hatırlatın.
"Aaaa çok ayıp! Arkadaşın vurduysa sen de ona vur.", "Oyuncağını elinden alanla bir daha oynama.", "Kalemi vermeyeni öğretmene şikayet et." şeklinde sorun çözümüne yardımcı olmayan yönlendirmelerden uzak durun. Çünkü bu yılda oturan davranış kalıpları ilkokulda ve sonraki yaşamında her zaman başvuracağı yöntemler olacaktır.

-Okulun ilk günlerinde öğretmenle kurduğunuz sağlıklı iletişim hem sizin hem de çocuğunuz için çok önemlidir.


Didem

Not: Görseller alıntıdır.

18 Eylül 2012 Salı

4+4+4

Malum hepimizin kafası soru işaretleriyle dolu. Ne yazık ki biz eğitimcilerin bile. Lütfen kusurumuza bakmayın. Size en güncel ve en içi dolu bilgileri iletmek isterdik ama ne yazık ki Mart ayında konuşulmaya başlanan, Nisan sonunda kabul edilen bir eğitim sisteminin ayrıntılarını biz de günü geldikçe öğreniyoruz.

4+4+4'ün tartışılan pek çok noktası var. Benim açımdan en önemli kısmı "okula başlama yaşı" ile ilgili düzenlemedir. Pek çok değerli uzmanın ifade ettiği gibi; 72 ay, ilkokula başlama açısından doğru yaştır. Her çocuğun gelişimi bire bir aynı olmasa da fiziksel gelişim, kas gelişimi (kalem tutabilme ve yazabilme becerisi), duygusal ve sosyal olgunluk (empati kurma ve kurallara uyma becerisi vb.), dil gelişimi (dinleme ve kendini ifade etme becerisi), özbakım becerileri gibi pek çok gelişim alanında yeterliliğini kazanmış olan çocuk 1. sınıfa başladığında kendisinden beklenen davranış-becerileri gerçekleştirmede zorlanmayacaktır.

Herhangi bir alanda gelişimi henüz tamamlanmamış bir çocuk bu yüzden başarısızlık yaşadığında, özgüveni azalacaktır. Örneğin, kas gelişimi yeterli olmadığı için sürekli tuvalete gitmek ihtiyacı hisseden bir öğrenci, öğretmeninden azar işittiğinde ya da tuvalete gidemeyip altına kaçırdığında duygusal anlamda sorun yaşayacak, bu sorun yüzünden okula karşı isteksizlik oluşabilecektir. Zorunlu olarak 66 ayda ve isteğe bağlı olarak 60 ayda 1. sınıfa başlayan öğrencilerimizin bu tür sorunlarla karşılaşmamasını umarım.


Sistemin benim açımdan en mutluluk verici yanının "okul öncesi eğitim"e artan ilgiyi görmek olduğunu söyleyebilirim. Zorunlu tutulmadığı halde çocuklarını anaokullarına ve anasınıflarına vererek, aslında çocuklarının geleceğini ne kadar önemsediğini gösteren bilinçli anne-babalara teşekkür ederiz.

Yeni eğitim sisteminin geneli ile ilgili olumsuz görüşlerim bulunsa da bu blogda şimdilik olumlu gördüğüm yanından da bahsetmeyi uygun buldum. Sistem uygulandıkça ve ayrıntıları netleştikçe burada fikirlerimi de ayrıntılı biçimde yazabilirim. 

Not: Görsel alıntıdır.

Hoşgeldiniz


Bu yıl öğretmenliğimin 8. yılı. Her gününden ayrı keyif aldığım 7 uzun yıl. Devamı gelecek yıllar..

Artık öğretmenlik konusunda oturmuş bir anlayışım olsa da her yeni yılı kendini tekrar etmeden bitirmek önemli. Bu yüzden bu yıl kendime, eğitime, eğitimle ilgili yaptıklarıma internetle ilgili bir yenilik katmak istedim.

Bu blog dilimizden düşürmediğimiz teknolojiyi eğitimde etkin ve amacına uygun biçimde nasıl kullanabileceğimizi göstermek için hazırlanmıştır.

Bu blog çocuk eğitimi konusunda merak eden, soru soran, araştıran anne-babalara yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır.

Bu blog paylaşmanın değerini bilen, yaratıcı ve yenilikçi düşüncelere açık eğitimcilerin fikir paylaşımında bulunabilmesi için hazırlanmıştır.

Ve bu blog bir gülüşüyle dünyayı neşelendiren öğrencilerime adanmıştır.

2012-2013 eğitim-öğretim yılı eğitimci arkadaşlarım, bütün anne-babalar ve öğrencilerimiz için hayırlı olsun.



Düzeltme: 9. meslek yılımdaymışım aslında. "Okul öncesi öğretmenlerinin matematiği kötü olur." genellemesini de böylece doğrulamış oldum. 

Didem

Not: Görsel alıntıdır.