eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Kasım 2013 Cumartesi

Çocuk İstismarı konusunda çocuklarımızı nasıl bilinçlendirelim?

Bugünkü yazım geçenlerde konuştuğum ve endişelerini haklı olarak paylaştığım bir velimle sohbetimiz sonucu ve sayısı gittikçe artan (Allah korusun) taciz ve tecavüz haberleri üzerine şekillendi. 
Araştırmalarım sonucu geçen yıl onlineanne'nin yazdığı "Çocuk İstismarı konusunda çocuklarımızı nasıl bilinçlendirelim?" yazısına ulaştım. Kendisinin izniyle yazısını aşağıya alıntılıyorum: 


"İkiz kızlarım Amerika’da bir devlet okulunda 1. Sınıfa devam ediyorlar. Geçenlerde okuldan imzalamam için bir izin belgesi gönderildi. Belgede kızlarımın çocuk istismarına yönelik olarak bilgilendirilecekleri bir programa katılmalarına izin verip vermediğim soruluyordu. Programın içeriği hakkında daha çok bilgi almam için de yarım saatlik bir videoyu seyretmem öneriliyordu.
Videoyu seyretmeden kağıdı imzalamak istemedim. Zaten çok sıcakkanlı olan ve herkese fazlasıyla güvenen kızlarımla bu güvenlik konuşmaları kafamı karıştıran konular kapsamında. Yani onları korkutmadan, sahip oldukları “herkes iyidir” imajını yıkmadan, herkesle sohbet etmek isteyen, bazen sarılmaları falan abartan kızlarımı yabancılarla ilişkiler konusunda bilgilendirmede ikilem yaşadığım oluyor. Yani sıcakkanlı, girişken olmak iyidir ama “yabancılar her zaman bizim umduğumuz gibi güvenli olmayabilirler, onları tanımıyoruz” mesajı onlar tarafından doğru algılansın diye, özellikle market kuyruklarından sonra çok dil döküyorum. Şimdi de “tehlikelerle dolu dünya” algılarını iyice genişletir mi bu ders diye düşündüm açıkçası.
Genel olarak bu konudaki hassasiyetleri biz Türkler abartı bulma eğilimindeyiz. Biz ne de olsa çocukları “poponu yerim” diye seven bir milletiz. “Aaa, Fatma teyzen öptü sadece, niye kızıyorsun, ayıp”, “Ne varmış canım bunda” türevi çok farklı tepkilerimiz olabiliyor. Hatta, toplumca sanki bizim tacize bakışımız da geniş; neredeyse taciz illaki tecavüzle sonuçlanmalı ki şikayet edilebilsin durumu var. Onda bile “mağdur”un daha da mağdur edildiği bir ülke Türkiye. Yani tecavüzü bile haketmiş olabilirsin. “Bir tokattan ne çıkar”, “Ne yaptı da haketti”  mantığı var. Hatta daha ileriye gidip Türkiye’de kadınların çoğunun bir taciz öyküsü olduğunu iddia edebilirim. “Aaa benim yok” diyenler varsa da gerçekten hayatlarında otobüste hiç ellenmemiş, sokakta söz ve gözle hiç tacize uğramamışlar mı, yoksa gerçekten bunları tacizden saymıyor olabilirler mi diye merak ediyorum doğrusu.
Neyse, böyle bir eğitim dersinin içeriğini çok merak ettim açıkçası. Sonra videoyu seyrettim ve de kağıtları imzaladım. Videoda anlatılanları da paylaşmak istiyorum.
Videoda öncelikle kız-erkek ayrımı yapmadan çocuk istismarının yaygınlığına değiniliyor. 18 yaşına kadar her 4 kız, her 6 erkek çocuğundan biri tacize uğruyor, hem de tacizi yapan çoğunlukla yakınları, bildikleri, güvendikleri biri. Bu kapsamda sınıfta verilecek olan eğitimin içeriği de şöyle özetleniyor:
1. Vücudumuzdaki özel alanların anlatılması: Bu alanlar mayonun kapattığı yerler olarak gösteriliyor.
2. “Hiç kimse sizin özel vücudun parçalarınıza bakamaz ve dokunamaz”üzerinde konuşma: Çocuklara kendilerinin de başkalarının özel yerlerine bakamayacakları ve dokunamayacakları söyleniyor. Bunun tek istisnası canımız acıdığında sorunu anlamak için anne/baba ve doktorun “sizden izin alarak” bakması ve dokunması olarak anlatılıyor. Bu kapsamda dokunma hakkında bilgiler veriliyor.  İyi dokunma (Güvenli)-kötü (güvenli olmayan) dokunma ayrımı anlatılıyor. Burada kötü dokunmaların hissettirebileceği -korku, kızgınlık, üzüntü, karışıklık- gibi duygular üzerinde konuşuluyor.
3. “Birisi özel yerlerinize baktığında ya da dokunduğunda yapacaklarımız”üzerinde konuşma: Bu kısım çok önemli; çocuğa kendisini iyi hissettirmeyen kötü bir dokunuşla karşılaştığında yapması gerekenler öğretiliyor. Bunlar 4 başlıkta çocuğa öğretilmeye çalışıyor:
1. Söyleyebileceğin en sert ve en ciddi biçimde HAYIR de. (NO)
2. Oradan uzaklaş ve güvenli bir yere gitmeye çalış. (GO)
3. Güvendiğin bir büyüğüne anlat. (TELL)
4. Büyükler seni dinleyip bu konuda birşey yapana kadar da söylemeye devam et. (KEEP TELLING)
Bu 4 maddeyi çocukların hatırında kalması için slogan biçiminde ezberletmeye çalışıyorlar. İngilizce “No, go, tell, keep telling” olan bu dört madde Türkçede daha zor: Hayır de, uzaklaş, susma, söylemeye devam et.
4. “Birisi özel yerlerinize baktığında ya da dokunduğunda büyüklerinize anlatmamanız için size söylenebilecek yalanlar” üzerinde konuşma: Burada da çocuklara bu konuda en yaygın yalanlar şunlar, bunları duyduğunuzda sakın inanmayın türevi bilgiler veriliyor. Mesela,
-Bu bizim sırrımız: İyi sırlar ve zararlı sırlar ayrımı öğretilmeye çalışılıyor. Zararlı sırlar anneye babaya mutlaka söylenmelidir mesajı ile birlikte bu sırlara örnekler veriliyor.
-Tehdit (Sana asla inanmazlar, annen baban seni sevmez yalanı): Buna asla inanmamaları gerektiği anlatılıyor.
-Ödüller (sana para veririm oyuncak alırım): Asla aileden izin almadan hediye kabul etmeme üzerinde duruluyor.
Bu kadar çok şeyi 6 yaşındaki çocukların hatırlamasının çok güç olması nedeni ile bu konuların evde de ara ara tekrarının yapılması, üzerinde konuşulması gerekiyor.   Zaten o yüzden “Hayır de, uzaklaş, susma, söylemeye devam et” sloganıyla çocukların hatırlamasını sağlamaya çalşıyorlar. Sınıfta bunlar konuşulduktan sonra da tüm bunları özetleyen Winnie The Pooh ve arkadaşlarının da bunları anlattığı bir çizgi film seyrediyorlar.
Sonuçta iki kızım da kendi sınıfında bu dersi aldı. Eve geldiklerinde  yukarıda resmi de görülen “Biliyor musunuz, vücudunuz sizindir” başlıklı bütün bu anlattıklarımı içeren bulmacalar, oyunlar, boyamaları içeren bir aktivite kitabı vardı ellerinde. Aradan bir süre geçince oturup aktiviteleri yaptık beraber ve bana anladıklarını anlatmalarını istedim.  Beklediğimden çok daha fazlası akıllarında kalmıştı.
Bu tür bir eğitimin okulda da olması çok önemli. Türkiye’de böyle bir eğitim okullarda var mı bilmiyorum. Umarım vardır. Olmasa bile benzer konuşmaları çocuklarımızla yapmak  zaten bize düşüyor. 
Peki, Allah korusun diyoruz da, çocuğunuz istismara uğrarsa ya da istismara uğrayan bir çocuğu korumamız gerekirse ne yapmak lazım? Bahsettiğim videoda şunlar öneriliyor: önce sakince dinleyin; üzüntünüzü, kızgınlığınızı belli etmeyin; asla sorgulamayın (olay hakkında bilgi almaya çalışmayın); sadece onu anladığınızı belirten sözler söyleyin ve uzmanlara başvurun ki gerekli soruları onlar uygun şekilde sorsun.
Kim bu uzmanlar sorusunun Türkiye için cevabını aradım ve hemen bir bilgiye ulaşamadım doğrusu. Ama öğrendiğim şu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı‘nın bir ALO 183 Aile, Kadın, Çocuk, Özürlü ve Sosyal Hizmet Danışma Hattı varmış ve bu tür durumlarda uzmanlar yönlendiriyormuş. Ama yetkili merciler karakol ve savcılıklar diye geçiyor ki okuduğum haberleri düşününce bunlar bile kanımı dondurmaya yetiyor."

Konuyla ilgili olarak şu sitede bazı posterler buldum:




Çocuklara ve kadınlara yönelik şiddet+tacizlerin bitmesi ve suçluların cezalandırılması dileğiyle.

17 Ağustos 2013 Cumartesi

Taare Zameen Par-Yerdeki Yıldızlar

"Every Child is Special-Her çocuk Özeldir" adıyla da bilinen, eğitimciler başta olmak üzere herkesin izlemesi gerektiğine inandığım filmlerden biri. 
2007 yapımı Aamir Khan (ben nedense Emir Han demeyi tercih ederim) başrollü bu film; disleksi olan bir çocuğun onu anlamayan ailesi, öğretmenleri ve arkadaşları arasında yitip giderken, varlığını ve yeteneklerini keşfeden bir öğretmeni sayesinde hakettiği başarıları kazanmasını anlatıyor. 


Filmle ilgili paylaşmak istediğim birkaç nokta var. 1. si resim öğretmenimizin sınıfa ilk girişi:

"Çocukların dikkati nasıl çekilir/toplanır?" konulu, Öğretim Yöntem ve Teknikleri dersinde okutulması gereken 10 numaralı hareketler içeriyor. Anaokullarında ya da anasınıflarında çocuklarla bu türden coşmalar, kopmalar yaşama fırsatımız çok oluyor. Ancak ilkokul ve ortaokullarda nasıl karşılanır bilemiyorum. 

Bunun dışında bir de bahsetmek istediğim 2. nokta şu:


Bu video (filmin bu kısmı yani) kahramanımız Ishaan'ın işadamı babası, okulun gözde öğrencisi abisi Yohann ve 3. sınıf öğrencisi küçük Ishaan'ın her sabah nasıl uyandığını-nasıl hazırlandığını; annenin de bu hazırlıklara katkılarını gösteren kısmı. Baba ve abi ne kadar disiplinli tavırlar içindeyse Ishaan o kadar keyfekeder. 
Zaten matematik yazılısında bile 3*9=? sorusuna cevabı hayaller kurarak buluyor. Yatılı ve disiplinli bir okulda tembelliğine (?) çare bulacaklarını düşünen ailesi oğullarını giderek kaybettiğinin farkında değil aslında. Herkes çarkın dişlileri arasında kendine önemli bir yer edinmek zorunda mı? Film bunu da sorduruyor bize.

Allah'tan işte bu okula vekil gelen öğretmen, Ishaan'ın yaşadığı zorlukların nasıl çözüleceğinin ve ondaki üstün resim yeteneğinin farkına varıyor da Ishaanımız sönmekten kurtulan aksine ışıl ışıl parlayan bir yıldız oluyor. Diğer her çocuk gibi. 
Nikumbh, okul sonrası Ishaan'la birebir çalışırken pek çok tanıdık yöntem görüyoruz: Kuma yazma, oyun hamuruyla harfler yapma, resimli metinler okuma, büyük satırlara yazı yazma vb. Bir eğitmen yeter ki bu soruna eğilmek istesin, öğrenemeyecek çocuk yoktur. (Ha bizdeki kalabalık sınıflar gerçeğini kesinlikle ve kesinlikle es geçmiyorum ama bazen sadece biraz daha fazla zaman, bu tür sorunları çözmeye bir adımdır) (Ayrıca 4+4+4le 1. sınıfa erken başlayan ve okuma-yazma öğrenemeyen çocuklar gerçeği ise başka bir post konusu)


Bu resim de sene sonunda okulda bir resim yarışması düzenleyen Nikumbh'un gözünden Ishaan. 


Her çocuk özeldir, her çocuk önemsenmeyi hak ediyor.

10 Mart 2013 Pazar

Haftanın önerileri#1:Sevdiğim bloglar ve siteler

İnternet büyük ve büyülü bir dünya. İçinde ne ararsanız var. Yeter ki siz ne istediğinizi bilin. Sevdiğim, bayıldığım, ilham aldığım bazı (eğitsel) internet sitelerine ve bloglara da burada yer vermek isterim. 
Not: Alfabetik sıraya göre sıralanmıştır. 
1. abcya.com
http://www.abcya.com/

Bu site İngilizce ses eğitimi için tasarlanmış bir site. Grade K bölümüne girdiğinizde sesle ilgili oyunlar oynayabiliyor, ya da hikayeler dinleyebiliyorsunuz. Bence anasınıfında İngilizce öğretiyor olmasak bile (kaldı ki çocukların tam da bu yaşta 2. dile algıları çok açık oluyor), hikayeler görselleri ve seslendirmeleri başarılı olduğu için sınıfta izlenebilir. (Eğer bilgisayar-internet ve projeksiyon imkanlarınız sınıfta mevcutsa)
2. dltk-kids.com
http://www.dltk-kids.com/
Sanırım yabancı okul öncesi etkinlik sitelerinin en ünlülerinden. Burada konunuza ya da elinizdeki malzemeye göre etkinlik aratabiliyorsunuz. Yalnız etkinlikler arası bağlantılar o kadar başarılı ki, "dur şu etkinliğe bakayım,aa bak bu da varmış" derken aslında ne aradığınızı unutmuş bulabilirsiniz kendinizi.
3. inciminci.com
http://www.inciminci.com/
Bu sitemiz de önde gelen okul öncesi etkinlik sitelerinden. İçeriği gerçekten oldukça yoğun ve tek bir konuya değil bir çok farklı alt başlığa sahip. Okul öncesi öğretmenlerinin gönderdiği paylaşımlara yer veriliyor olması da bir hoşluk. 
4. ixl.com
www.ixl.com


Bu siteyi çocuklarla farklı matematik etkinlikleri yapmak için kullanıyorum. Sene başında Pre-K, daha sonraki dönemlerde Kindergarten sayfalarındaki soruları çocuklara yönelterek hem eğlenceli bir grup aktivitesi yapmış oluyoruz, hem de zaman zaman çocuklara tek tek sorarak matematik becerilerini değerlendirme fırsatı yakalıyorum. 
Not:Üye olunmazsa hergün sınırlı soru hakkı veriliyor.
5. makinglearningfun.com
http://www.makinglearningfun.com/
Bu site de alfabetik sıraya göre konular dizininden seçtiğiniz konuyla ilgili etkinlikler aratabileceğiniz oldukça kullanışlı bir etkinlik portalı.
6. minieco.co.uk
http://www.minieco.co.uk/

Şu pinyatanın güzelliğine bakar mısınız!

Hem sade tasarımıyla, hem de etkinliklerde kullandığı renkler ve bir de üstüne aydınlık/net fotoğraflarıyla beni benden alan bir sanat etkinliği sitesi. Tabi ki bazı etkinlikler daha büyük yaş gruplarına hitap ediyor olsa da yine de zaman zaman siteyi inceliyor ve o harika etkinlik fotoğraflarından gözlerimi alamıyorum. 
7. mrsleeskinderkids.blogspot.com
http://mrsleeskinderkids.blogspot.com/

Sınıfı ve öğrencileriyle ilgili etkinlikler paylaşan bir öğretmenin sitesi. Amerika'nın eğitim sisteminde okul öncesi ve 1. sınıf programı birbiriyle koordinelidir. Ayrıca İngilizce, Türkçe gibi okunduğu şekliyle yazılan bir dil olmadığı için çocukların İngilizce okuma ve yazmayı öğrenmeleri 2 yıla yayılıyor. Kindergarten sınıfında çocuklar adlarını, soyadlarını, basit kelimeleri yazmayı öğreniyorlar. 1. sınıfta da programa devam ediliyor. 

Yaptığı etkinliklere de bayılıyorum ve elimden geldiğince bu tür farklı masabaşı etkinlikler hazırlamaya çalışıyorum çünkü bu tarz etkinlikler sayesinde çocuklar hem pek çok farklı kavramı farkında olmadan öğreniyor hem de dikkat süreleri uzamaya başlıyor. Kendi hazırladığım ve sınıfta oynattığım etkinliklerle ilgili ayrı bir post hazırlayacağım. 
8. teachthechildrenwell.com
http://teachthechildrenwell.com/

Bu site de sade tasarımlı bir etkinlik portalı. Konu listesinden ilgilendiğinizi seçiyorsunuz, konuyla ilgili alt başlıkları sıralıyor, seçtiğiniz başlıktan sizi o konuyla ilgili bir siteye yönlendiriyor. 

19 Eylül 2012 Çarşamba

Okulun ilk günleri


Anne-babalar olarak çocuğunuzun uzun seneler boyunca içinde yer alacağı eğitim maratonuna başladınız. Okulun ilk günleri, merak içindesiniz. "Çocuğum okula alışacak mı?", "Arkadaş edinebilecek mi?", "Öğretmenin kendisine anlattıklarını anlayacak mı?", "Ya sınıfta derdini anlatamazsa?"

Sorularınız ve endişelerinizde çok haklısınız. Ama artık çocuğunuzun büyüdüğünü ve yeni bir sosyal ortamının daha olduğunu kabullenmeniz gerekiyor. Okulun ilk günlerini en az sıkıntı ile atlatmak için yapabileceklerinizi şöyle sıralayabilirim:

-Öncelikle çocuğunuzu anasınıfına/anaokuluna başlattığınız için kendinizi tebrik edin. Çünkü okul öncesi eğitimi henüz tüm Türkiye çapında zorunlu hale getirilmedi. Çocuğunuzun anasınıfına gittiği bu bir yılda elde edeceği kazanımların; hem ilkokul, hem de daha sonraki yaşamında ne kadar önemli ve işe yarar olduğunu fark edeceksiniz.

-Çocuğunuzun okulla ilgili kaygıları varsa, bunları konuşarak ortaya çıkarın. Okul büyük olduğu için kaybolacağını düşünüyor olabilir, tuvaletini tek başına yapamayacağını düşünüyor olabilir, okul saati bittiğinde sizin onu almayacağınızı düşünüyor olabilir, okula başladığı dönemde kardeşi olduysa sizin bebekle (ve o okulda iken) başbaşa geçireceğiniz saatleri kıskanıyor olabilir vb. Sebebini bildiğinizde kendisine daha kolay yardımcı olursunuz.
Korkularının ve kaygılarının üstünü örtmeyin, bu duyguları küçümsemeyin. Kendi okul yaşamınızdan örnekler vererek bu türden duyguları yaşamasının doğal olduğunu vurgulayın. "Biliyor musun ben de okula ilk başladığımda hep okulda kalacağımı zannedip korkmuştum." gibi.

-Baskın olan duygu ayrılık kaygısı ise ve sizden ayrılırken ağlıyorsa;
*Evde yapmanız gerekenler:
Evde çocuğunuzla konuşun. Okulun çocuklar için olduğunu, okul saatinde sizin okulda kalamayacağınızı ancak okul saati bittiğinde kendisini mutlaka alacağınızı, hiçbir çocuğun okulda kalmadığını söyleyin. Çocuğunuzla anlaşma yapın. "Okulda ağlamadan ayrılırsan çıkışta parka gidebiliriz/sana çikolata alabilirim/evde birlikte kitap okuyabiliriz." gibi hemen uygulayabileceğiniz birkaç öneri sunun. Kararı birlikte verin.



*Okulda yapmanız gerekenler:
Okulda öğretmenin yönlendirmelerine mutlaka uyun. Öğretmen kendi eğitim anlayışına bağlı olarak öğrenci ağladığında sizin sınıfta kalmanızı isteyebilir ancak sınıfın dışında bulunmanızı da isteyebilir. Sınıf ortamında öğretmenin kurallarının geçerli olduğunu, onun kararlarına uyduğunuzu çocuğunuza gösterir ve hissettirseniz çocuk da bu otoriteyi kabullenmekte zorlanmayacaktır.

Evde anlaşma yaptınız ve anlaşmaya uyacağı konusunda söz aldınız ancak okulun kapısında çocuğunuz gözyaşlarını koyverdi, işte bu an çoğu annenin yelkenleri suya indirdiği andır. Sizin için her ne kadar zor olsa da lütfen kararlı olun ve net bir biçimde çıkışta almaya geleceğinizi söyleyerek ayrılma sahnesini kısa kesin. Siz ağlayan çocuğunuza sarılıp vedalaşma anını uzattıkça bu onun işine gelecek ve her gün aynı olayın tekrarlandığını göreceksiniz.

Çocuk anneden ayrılmakta zorlanıyorsa bir başka yol olarak çocuğun kolay ayrılabileceği baba/dede/teyze/hala gibi başka bir yakınıyla gelmesi de düşünülebilir.

Başka bir çözüm yolu olarak çok sevdiği bir oyuncağını yanında okula götürmesini teklif edebilirsiniz.  Tabi öğretmeni de bu konuda önceden bilgilendirmeniz şartıyla. Okulda kendine ait bir eşyanın bulunması kaygılarını azaltabilir.

-Çocuğunuzun değil de bir anne olarak sizin ayrılıkla ilgili kaygılarınız varsa (evet bu da çok doğal ve karşılaşılabilir bir durum) bunu önce kendinize itiraf edin :) Ev hanımı bir anne iseniz, çocuğunuzun doğumundan itibaren birlikteyseniz, yaz tatillerinde akrabaların yanına göndermek gibi durumlar olmadıysa siz de çocuğunuzla böyle bir ayrılık yaşarken zorluk çekebilirsiniz. Kendinize çocuğunuzun büyüdüğünü, onun da yeni bir sosyal çevresinin olacağını telkin edin.

-Bunun dışında da çocuğunuzu okulda ne yaptığını/ne yapacağını merak ediyor olabilirsiniz. Ama çocuğunuzun okul hayatını görmek için lütfen biraz sabredin. Önce öğretmenine, arkadaşlarına, sınıfa ve kurallara alışsın. Daha sonraki bir zaman için öğretmenle konuşarak belki bir sınıf etkinliğine katılabilir, çocuğunuzu sınıf ortamında gözlemleyebilirsiniz. Dediğim gibi okula adaptasyon süreci bittiğinde. Bunun da ne zaman bittiği öğretmenin takdiridir.

-Okuldan çıkışta yaptığınız bir anlaşma varsa bu anlaşmanın maddelerini hemen uygulayın. Söz verip bunu geçiştirmeniz çocuğunuzun hayal kırıklığına uğramasına sebep olabilir. Bunu yaparken de mutlaka açıklamasını da yapın. "Benden ağlamadan ayrıldığın için çok mutluyum, bu yüzden konuştuğumuz gibi parka gidiyoruz." gibi.

-Çocuğunuza günün sonunda okulda neler yaptığını sorabilirsiniz. Ancak her çocuk farklıdır ve bu konuda konuşmak istemeyebilir. Okulda yaptıklarını neden anlatması gerektiğini bilmediği için, konuşmaktan hoşlanmadığı için, okulda yaptıklarının hangisini anlatacağını bilemediği için sorularınızı geçiştirebilir. Belki sorularınızı basitleştirebilirsiniz. "Bugün okulda neler yaptın?" (genel bir soru) yerine "Bugün okulda hangi şarkıyı öğrendiniz?" gibi.

-Okulun ilk günlerinde yaşanabilecek olumsuz olayları (yere düşme, çarpışma, bir arkadaşının vurması, elinden oyuncağının alınması vb.) şikayet ederek anlatma eğiliminde ise, kendisini dinleyin ve çözüm yolları üretmesi için ona yardımcı olun. Bir sorunu ya da sıkıntısı olduğunda bunu onunla paylaşması gerektiğini (bu kişi öğretmeni de olabilir, arkadaşı da olabilir),  diğer arkadaşlarının da okul kurallarını yeni öğrendiğini hatırlatın.
"Aaaa çok ayıp! Arkadaşın vurduysa sen de ona vur.", "Oyuncağını elinden alanla bir daha oynama.", "Kalemi vermeyeni öğretmene şikayet et." şeklinde sorun çözümüne yardımcı olmayan yönlendirmelerden uzak durun. Çünkü bu yılda oturan davranış kalıpları ilkokulda ve sonraki yaşamında her zaman başvuracağı yöntemler olacaktır.

-Okulun ilk günlerinde öğretmenle kurduğunuz sağlıklı iletişim hem sizin hem de çocuğunuz için çok önemlidir.


Didem

Not: Görseller alıntıdır.